22 Ocak 2010 Cuma

Başlayalım artık sanki...

Ne zamandır istiyordum bunu...

Bir elim ani bir firende fırlamamak için tutunulmuş demirde, bir elim herhangi bir "cepçi" yanlış anlaşılmasına sebebiyet vermemek üzere dirseğimden bükük göğüs hizamda... 1 metre kareye epey kişinin sığdığı 146 kodlu güzide otobüsümdeyim... Bu soğukta (2010'un kış ayındayız 22 ocak cuma- hani belki bu blog yıllarca devam eder falan; yazmak lazım, büyük ihtimalle blog otomatik olarak tarih atıyordur ama olsun işte neyse efenim) otobüste klima neyin de olmadığı halde ter ter terliyorum o derece yani.

Üniversite hayatımın 10/7'si resmi olarak tamamlanmış, eve dönmekteyim.
Sevgili ortakcazım Seçkin'le yine her zaman en iyi ve tek yaptığımız şey olan proje fikirleri üretme faslını telekominikasyon teknolojisinin bize sunduğu nimetlerle gerçekleştirip birbirimize çılgınca teklifler sunup tatmin olurken, beynimin o an kullanmış olduğu "fikir" fonksiyonundan yararlanan bu yazma fikri birden aradan fırlayı verdi.

Eve gideyim de insani ihtiyaçlarımı giderdikten sonra açayım dedim bir blog başlayayım yazmaya..

Aklıma ne gelirse, canım ne isterse...

Öyle yani işte canlar birşey yok, yazacağım yani... :)

5 yorum:

  1. deneme ses bir iki

    YanıtlaSil
  2. telekomunikasyon olcak

    YanıtlaSil
  3. firen değil fren, cancazım değil cancağızım :D acemi yazarlara tavsiyeler...

    YanıtlaSil
  4. teşekkürler, imla hatalarımı düzeltmiyorum ibreti alem (bunu doğru yazmışımdır umarım) olsun diye:)

    YanıtlaSil
  5. bil bakalım kimim dicem ama ismimi de açıklicağım için saçma olcakk ORTAAAMMM.. Hayrlı ugurlu olsun sana nice guzel yazılar hikayeler yayınlarsın:D

    YanıtlaSil