11 Mayıs 2010 Salı

Veeee, We Are The Champions:)


Nasıl başlasam, ne desem bilemiyorum ama söz verdim o yüzden patlayayım bir önce şunu:
YEBANZİNHOOOOOOOOOOOOOOO!!! :D

Çok acayip... gerçekten çok acayip... herşey ama herşey bu kadar güzel gitmeli mi?:) ne kadar şükretsem yeterli bulamıyorum:) tüm sürecin başından sonuna kadar her şey özenle dizayn edilmiş gibi. Dönüş yolculuğundaki karanlık otobüsün içini şıpadak şıpadak yağmur sesleri eşliğinde ardı arkası kesilmeyen şimşeklerin ışıldatması bile "al sana atmosfer" diyordu sanki. Yoruldum diyorum ama gerçekten yoruldum mu ya da yoruldum demek için mi diyorum ona bile emin olamıyorum...

3. ve 2. dereceler açıklandıktan sonra bir an herşey bitti der gibi oldum. Öyle bir andı ki, "ya bir ya hiç"tik. Tek bir kontenjan kalmıştı ve o da zirveydi. Ödülleri açıklayan arkadaş, bir tahmin var mı dediğinde "Bahçeşehiiir" diyenlerin hepsinin gadasını alasım geldi. Koltuğa gömülmüş durumdaydım ve koltuğun benden çektiği enerjiyi ben meytimden almaya çalışıyordum. Vee o an geldi... "Eğitsel Yazılım kategorisi birincisiiiiii......." dedi ağzını yediğim. Ekranda beliren yazıyla meytimle biz de tavanda belirdik birden. "Bahçeşehir Üniversitesi" yazıyordu kocaman... Bizdik... "her zaman bir birinci vardır" diyorduk ama evet o bizdik bu sefer... Hayatcan sen iki dakika dur bakalım dedik. Sarıldık anlatılamayacak bir sevinç patlaması yaşayarak. O anı ölümsüzleştiren Cüneytimin karesinde daha sonra gördüm ki sevinçten yüzümdeki bütün organlar bir araya toplanmış. Ben genelde böyle duygu patlaması yaşadığım da öyle olur da; ortada toplanır gözüm ağzım burnum. Neyse, "tutun sahneyi kaçmasın biz geliyoruuuz" diyerekten ve unutulmaz adımlarla yürürken sahneye, meytimin "hangisiiii, hangisiiiiiii" çığlıkları arasında ekranda "oleeeey oleeeeeeeeey"le değil de "ööööğğğğdeeeeeeeek"le çıldırdığımızı gördük. Bizim "öğdek"ler, "cıraaaf"lar kapmışlar birinciliği de haberimiz yok. Matebili çocuklar fazla kurcalamış olacak ki tamire vermişler:p

Ağzımızla kulaklarımızın düzeyli birlikteliğini insanlara sunarak çıktık sahneye. O da nesi; bu kadar kalabalık mıydı ya burası. Pat diye verdiler mikrofonu. Evet; meyt, mikrofon, sahne, insanlar.. :D Nolcak şimdi:D Neyse efendime söyleyeyim iki lafın belini kırdık orada çok şükür. Bir ara riskli bir cümleye girer gibi oldum ki amaaanın diyerekten toparladım ve "yes it is" dedim kendime. Konuşmamı bitirdikten sonra zaferin assolistine verdim mikrofonu. Meyt'de tam kendine yakıştığı gibi konuştu. "dets Derya" dedim içimden. Fotoğraf çekilme faslında acayip gerildik. Yüzlerce insan sana bakarken sahnede sabit durmak ve üstüne üstlük fotoğraf pozunda durmak epey zor zanaat. Neyse ki geçti hemen ve indik aşağıya doya doya sarıldık, biz bu başarıyı koşarken arkamızdan su döken tüm sevdiklerimize. Evet 1dik artık. Aylar verdik 1'i aldık.. Olmuştu... Let the game begin demiştik en başında ve işte oyun bitmişti...

Ama sanki yetmemişti. Hayaldaşlarımız vardı daha. Sıra gelmişti poster kategorisine. 2. poster açıklanıyordu. Ve o da ne, yine tanıdık bir isim: "Bahçeşehir Üniversitesi". Goooool zıplamasıyla zıpladım havaya. Miray ve Mervelerin isimleri yazıyordu kocaman. Kızlar sevinçle yürüdüler sahneye doğru. Fakat, fakat o da nesi. ODTÜcanlar büyük bir hata yapmışlardı. Ekranda Mirayların değil Burcu ile Cansu'nun posteri duruyordu. Ne olacaktı şimdi. Şaşırdık kaldık hepimiz. Çok garip hisler içerisine büründük. Ama bir dakika dedik... Mirayların ismi Burcuların posteri de varsa!? YEBANZİNHOOOOOOOOOOOOOOOOOO!!! Hem Miraylar hem de Burcular'da derecede! Burcu bizim de sevinç çığlıklarımız eşliğinde koştu sahneye. Sahneye gayet soğukkanlılıkla çıktı ve bize bir kez daha "dets it" dedirtti. Konuşmasını güzelce yaptı ve meytimle bizi iki kat onurlandırdı. Ardından 1.yi açıklamaya geldi sıra, az çok biliyorduk az önceki hatadan dolayı 1.nin kim olduğunu. Ve tabiki birkez daha Goooooool! Birinci de yine "Bahçeşehiiiir". Miraylar zaten sahnenin yanındaydılar ve gelmişken çıkmamak ayıp olur diyerekten çıktılar. Onlar da sevincimize "hoop durmak yok artmaya devam" diyerek adeta komut verdiler ve sevincimiz de bu komuta uyarak artmaya devam etti. Miraylar da Burcu gibi sahneye pek yakıştılar, zirveye bir çentik daha attılar ve daha sonra hep birlikte bu sevinci doya doya kutladık. Sevgili böte başbakanım Tufan ve onursal hayaldaş Orhan'ın da seçimcanlıktan çıkıp koşarken ki ayak seslerini duyar gibiydik. Onlar da geldi, kucaklaştık kocaman ve stresin doruklarında girdiğimiz salondan mutluluğun doruklarında çıktık...

İşte böyle... Sonunda Başladık - bekle bizi ODTU diyerek çıktık yola, yolun sonu buymuş demek ki:)

Destek veren, mutluluğumuzu paylaşan tüm sevenlerimizin ismini teker teker yazmak istiyorum ve her birine ayrı ayrı teşekkür etmek istiyorum fakat arada heyecandan adını atladıklarım olur korkusuyla yazmıyorum şu an:) Hepiniz gerçekten iyi ki varsınız, gerçekten... :)

Seneye de LTGB demek dileğiyle fakat Talha meytimin de dediği gibi: "The game has already started" :D

Nice zaferlerde görüşmek üzere inşallah;)

Sizleri seviyoruz, bu hepimizin başarısı...

5 Mayıs 2010 Çarşamba

Ve gidiyoruz!..

Hayallerimizi, heyecanımızı, uzun-kısa vadeli bir çok hedefimizi, yorgunluğumuzu, sevincimizi, nöronlarımızı, zamanımızın hatrı sayılır bir dilimini, umutlarımızı, dedikodularımızı, mat lab'ın klimasının şizofrenik ve ürkütücü sesini, 'öğdek' lerimizi, 'banışma' larımızı ve daha bir çok şeyi karıştırıp üzerine de bir tutam eğitsel kavram ekledikten sonra yanımızda olduklarını hissettiren tüm sevdiklerimizin de iyi dileklerini üzerine serptik ve oluşan karışımları Ankara'ya, ODTÜ'ye yarışsınlar diye gönderdik. Şimdi de bu karışımların damaklarda bıraktığı tadı görmek üzere bu cuma sabahı yola koyuluyoruz.

Şu an merak dürtümüz, ODTÜ'deki gurmelerin gönderdiğimiz karışımları tattıklarında, yüzlerini ekşitip ekşitmemiş olmaları üzerine şiddetli derecede çalışıyor. Yaşanabilecek herhangi bir patlangıca karşın ısrarla kendimizi "gurmelerin yüz buruşturması" na hazırlamaya çalışıyoruz ki ihtimaller dahilinde olan boy boy hayal kırıklıklarının en ufaklarından biri yanımıza gelsin ve biz de "de get ordan" diyip kovabilelim. Fakat "Matematik Macerası" ile bir "zafer macerası"na çıkma ve "Hayvanlarla İngilizce Tanışalım"la bir büyük mutlulukla tanışma hayalleri de arzularımızı son raddesine kadar ele geçirmiş durumda. Sevgili meytim ve hayaldaşım Derya ve diğer tüm heyecandaşlarımızla, gizli paketlerin açılacağı pazar gününü işte bu duygularla beklemekteyiz. Bir yandan da yola çıkmak üzere son hazırlıkları yapıyoruz.

Herşeye rağmen herhangi bir başarı elde edememe durumunda da kazandığımız bonuslar fazlasıyla yeterli gözüküyor sanki. Dostlarımla, hocalarımla ve diğer bölümdaşlarımla çok güzel bir seyahat, yurt içindeki tanıdık-tanınabilitesi olağan diğer bötedaşlarımızla bir araya gelip gündemin BÖTE olduğu çok keyifli geçeceğine inandığımız 2 güzel gün, portfolyomuza ekleyeceğimiz kendi çapımızda güzel 2 adet proje, ODTÜ'yü gidip görmüş olma keyfi ve
oradaki arkadaşların kendilerine yakışır bir şekilde hazırladıklarına inandığımız bir kurultaya katılacak olmak ve ve ve en önemlisi çok değerli bir meytlik zaten kazanılmış durumda. O yüzden herhangi bir "hayal çarpması" durumunda kazanılmış-kazanılacak çok şey olduğunun, kaybedilmiş ise hiçbirşey olmadığının yine farkında olduğumuza-olacağımıza inanıyoruz.

Ama yine de bir anlığına farkında olamayıp üzülürsek mazur görün; olur öyle şeyler;)

Pazar akşamı döndüğümüzde o gece büyük ihtimalle Beşiktaş'ta Tufan'ın ya da Mustafa'nın odasında bir köşede yine bir yazı yazıyor olacağım. İşte o yazının başlığını da çok merak ediyorum:) Ya "olmadı kem küm" olacak, ya da "yebaaanzinhooo" diye başlayacak:) Bakacağız, göreceğiz:)

O değil de bir skor tahmini yapasım var ama neyse boşverin:p
Neyse hadi gidelim artıkın kalın sağlıcakla; ...seni görmek ister her bahtı karaa...
:)